Akıl ve Zeka Oyunları Çocuğa Ne Kazandırır?

Okul öncesinde akıl ve zeka oyunlarının dikkat, strateji ve problem çözme becerilerine katkısı; yaşa göre oyun seçimi ve Kar Taneleri'ndeki TÜZDER uygulaması.
Anaokulu tanıtımlarında “zeka oyunları” başlığı sık geçiyor, ama içeriğinin ne olduğu çoğu zaman açıklanmıyor. Veliler haklı olarak soruyor: Bir kutu oyunu çocuğa gerçekten ne kazandırır, yoksa bu güzel görünen bir etkinlik saatinden mi ibarettir? Bu yazıda akıl ve zeka oyunlarının okul öncesindeki yerini, çocukta hangi becerileri çalıştırdığını, yaşa göre nasıl seçildiğini ve evde nasıl desteklenebileceğini anlatıyoruz.
Akıl ve zeka oyunu nedir, ne değildir
Akıl ve zeka oyunları, kuralları baştan belli olan ve çocuğun bu kuralların içinde bir çözüm araması gereken oyunlardır. Eşleştirme ve hafıza oyunları, örüntü tamamlama, sıralama, labirentler, blok yerleştirme setleri, tek kişilik bulmacalar ve sıra tabanlı basit strateji oyunları bu başlığın altına girer.
Yaygın iki yanlış anlama var. Birincisi, bu oyunların zekayı “artıran” bir yöntem olduğu düşüncesi. Oyunlar bir puanı yükseltmek için değil, çocuğun düşünme alışkanlığını kurmak için oynanır. İkincisi, bu çalışmanın bir yarış olduğu düşüncesi. Okul öncesinde kazanan-kaybeden vurgusu öne çıktığında çocuk denemeyi bırakıp sonuca odaklanır; oysa asıl kazanım denemenin kendisindedir.
Bu oyunlar akademik bir ders de değildir. Çocuk masaya oturduğunda bir konu öğrenmez, bir iş yapar.
Dikkat: en çok karıştırılan başlık
Veliler sık sık “çocuğum ekran karşısında saatlerce oturuyor ama kitaba beş dakika bakmıyor” diyor. Bu bir çelişki değil; burada iki farklı dikkat türünden söz ediyoruz.
Ekranın karşısında oluşan dikkat büyük ölçüde dışarıdan beslenir. Renk, ses ve hareket sürekli değiştiği için çocuğun kendi çabası olmadan da bakış orada kalır. Akıl oyunlarında ise dikkati ayakta tutan şey çocuğun kendisidir. Parçalar hareket etmez, oyun çocuğu geri çağırmaz. Çocuk dikkatini kendi isteğiyle işe yöneltmek ve orada tutmak zorunda kalır.
Okul öncesinde geliştirilmesi gereken dikkat türü ikincisidir, çünkü ilkokulda çocuğun karşısına çıkacak olan da odur. Tahtaya bakmak, bir yönergeyi sonuna kadar dinlemek, başladığı sayfayı bitirmek dıştan beslenmeyen dikkat ister. Bu yüzden kısa süreli ama düzenli masa başı çalışmalar, uzun ama seyrek yapılan etkinliklerden daha işe yarar.
Stratejinin okul öncesindeki karşılığı
“Strateji” kelimesi bu yaş için büyük durabilir. Üç yaşındaki bir çocuktan satranç açılışı beklemiyoruz. Okul öncesinde strateji şu demektir: bir hamlenin sonucunu, hamleyi yapmadan önce zihninde canlandırabilmek.
Bu beceri kendiliğinden gelmez, kademe kademe kurulur. Önce çocuk dener ve sonucu görür. Sonra aynı hatayı ikinci kez yaptığında bağlantıyı fark eder. En sonunda hamleyi yapmadan önce durup düşünür. Akıl oyunlarının bu noktada işe yaramasının nedeni, çocuğa aynı problemi defalarca ve güvenli biçimde deneme imkânı vermesidir. Kural sabit kaldığı için değişkeni çocuk kendisi değiştirir.
Bu düşünme biçimi masada kalmaz. Yapbozun önce köşe parçalarını ayıran çocuk, giyinirken hangi kıyafeti önce alacağını da planlamaya başlar.
Problem çözme ve hatayla kurulan ilişki
Problem çözmenin en zor tarafı çözümü bulmak değil, çözüm bulunamadığında ne yapıldığıdır. Çocukların çoğu tıkandığında ya vazgeçer ya da öfkelenir. Akıl oyunları burada nadir bir alan açar: hata, oyunun kaybı değil bir bilgi kaynağıdır. “Bu parça buraya olmadı” cümlesi başarısızlık değil, bir eleme adımıdır.
Yanındaki yetişkinin tutumu bu noktada belirleyici olur. Çocuk tıkandığında doğru cevabı söylemek en kısa yoldur, ama öğrenmenin de sonunu getirir. Çoğu zaman birkaç saniye sessiz kalmak yeterlidir; çocuk o boşlukta kendi kendine yeni bir şey dener. Bekleme işe yaramazsa çözümü değil, çözüme giden adımı hatırlatmak gerekir: kutunun kapağındaki örneğe yeniden bakmayı önermek gibi.
Kaybetmeyi öğrenmek
Okul öncesinde kaybetmek büyük bir duygudur. Dört yaşındaki bir çocuk için oyunu kaybetmek çoğu zaman “başaramadım” değil, “beğenilmedim” anlamına gelir. Bu yüzden ağlamak, kutuyu itmek, “bir daha oynamıyorum” demek bu yaşta beklenen tepkilerdir; hemen düzeltilmesi gereken bir davranış bozukluğu değildir.
Buradaki asıl kazanım, çocuğun bu duyguyu yaşayıp masada kalabilmesidir. Kaybettikten sonra kutuyu yeniden kurabilen çocuk, hoşuna gitmeyen bir durumla birlikte durmayı öğreniyor demektir. Bu beceri oyunla sınırlı kalmaz; yaptığı iş beklediği gibi çıkmadığında yeniden başlamak da aynı kastan beslenir.
Yetişkinin burada iki şeyden kaçınması yeterli: kaybetmeyi küçümsemek (“bunda ağlanacak ne var”) ve kaybı tamamen ortadan kaldırmak. Duyguyu adlandırmak çoğu zaman en iyi yoldur: “Kaybedince canın sıkıldı, biliyorum. İstersen bir kere daha kuralım.”
Oyun nasıl seçilir
Yanlış seçilmiş bir oyun faydadan çok isteksizlik üretir. Çok kolay oyun çabuk sıkar, çok zor oyun çocuğu masadan kaçırır. Seçerken kutunun üzerindeki yaş etiketinden çok, çocuğun oyunla ne yapabildiğine bakmak gerekir.
Pratik bir ölçü şudur: çocuk oyunu kendi başına kurabilmeli, ama ilk denemede bitirememeli. Kurmayı beceremiyorsa oyun erkendir; ilk denemede bitiriyorsa artık geçilmiştir. En verimli aralık, çocuğun birkaç kez deneyip sonunda çözebildiği yerdir.
Üç yaş civarında kural sayısı en aza indirilmelidir. Renge ve şekle göre ayırma, ikili eşleştirme, birkaç büyük parçalı yapboz, iki-üç adımlık örüntüler bu dönem için yeterlidir. Parçaların elde tutulacak kadar büyük olması önemlidir.
Dört yaş civarında çocuk artık sırayla oynayabildiği için karşılıklı oyunlar açılır. Basit labirentler, dizi tamamlama kartları, tek kişilik bulmacaların kolay seviyeleri iyi çalışır. Bu dönemde oyunun bir kaybedeni olması da sorun değildir; aksine gereklidir.
Beş yaş ve üzerinde çocuk birden fazla ihtimali aynı anda tutabilmeye başlar. Uzamsal yerleştirme setleri, çok adımlı yönerge içeren bulmacalar ve zorluk seviyesi kademeli artan kutu oyunları bu yaşta hem sürükleyici hem öğreticidir.
Yaş aralıkları kesin sınır değildir; aynı yaştaki iki çocuk aynı oyunda çok farklı yerlerde olabilir. Bir oyun tutmadıysa çocuğu zorlamak yerine birkaç ay rafta bekletmek genellikle daha iyi sonuç verir.
Ekranlı zeka oyunları aynı işi görür mü
Tablet uygulamaları da bulmaca sunar, ancak okul öncesinde somut materyalin yerini tutmaz. Elle tutulan bir parçayı çevirmek, ağırlığını hissetmek, yerleştirirken parmak kaslarını kullanmak zihinsel çalışmanın bir parçasıdır. Ayrıca ekran çoğu zaman çocuğa anında geri bildirim ve ödül verir; bu da düşünmeden deneme alışkanlığını besleyebilir. Somut oyunda geri bildirim yavaştır, çocuk beklemek ve düşünmek zorunda kalır.
Bu nedenle okul öncesi dönemde bu oyunların ekransız oynanması daha doğrudur.
Evde nasıl destekleyebilirsiniz
- Sık ve kısa oynayın. Haftada bir kez bir saat oturmak yerine, birkaç akşam on-on beş dakika ayırmak daha çok işe yarar. Çocuk sıkılmadan kalktığında ertesi gün oyunu kendisi ister.
- Bütçeyi dert etmeyin. Kâğıda çizilmiş bir labirent, renklerine göre ayrılan düğmeler, ters çevrilmiş kartlarla oynanan hafıza oyunu ya da mutfakta kapak-kutu eşleştirmek pahalı setlerle aynı beceriyi çalıştırır.
- Bazen kazanın. Her turu bilerek kaybetmek çocuğu korumaz, sadece gerçek bir kayıpla ilk karşılaşmasını erteler. Kaybettiğinde ne olacağını güvendiği biriyle öğrenmesi daha iyidir.
- Sessizliğe izin verin. Çocuk düşünürken araya girmemek, “hadi çabuk” dememek ve gözünüzle yol göstermemek verebileceğiniz en büyük destektir. Düşünme süresi çalışmanın kendisidir.
- Kuralı oyunun başında netleştirin. Ortada kural değiştirme tartışması çıktığında kutunun içindeki yönergeye birlikte bakmak, kimin haklı olduğunu konuşmaktan daha hızlı sonuç verir.
- Sonucu değil süreci konuşun. “Bunu nasıl çözdün?” ya da “hangi yolu denedin de olmadı?” soruları, “aferin”den çok daha fazlasını öğretir.
Kar Taneleri’nde bu çalışma nasıl yürüyor
Kar Taneleri’nde akıl ve zeka oyunları TÜZDER programı kapsamında, haftalık akışın sabit bir başlığı olarak yürütülür ve 3-6 yaş sınıflarımızın tamamını kapsar. Saatler, grup düzeni ve yaş gruplarına göre uygulamanın ayrıntılarını TÜZDER akıl ve zeka oyunları sayfasında anlattık. Okuldaki diğer branş çalışmaları için eğitimlerimiz, yaş grubu kontenjanları için programlar sayfasına bakabilirsiniz.
Aksaray’da okul araştırırken sorabilecekleriniz
Anaokulu gezerken bu başlığı duyduğunuzda birkaç somut soru sormak işinizi kolaylaştırır: Çalışma haftada kaç kez ve günün hangi saatinde yapılıyor? Grup kaç kişilik? Materyaller yaş gruplarına göre ayrılmış mı, yoksa bütün sınıflar aynı kutuları mı kullanıyor? Öğretmen oyun sırasında ne yapıyor? Cevaplar, tanıtımdaki başlığın gerçekten uygulanıp uygulanmadığını hızlıca gösterir.
Okulumuzu yerinde görmek isterseniz Şamlı Mahallesi 3008. Sokak No: 4 adresindeyiz; Özel Başak Çocuk Hastanesi’nin karşısında, müstakil binada. Merak ettikleriniz için sık sorulan sorular sayfasına göz atabilir, ön kayıt formunu doldurabilir ya da 0505 666 00 73 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.



